Diyabet Hastaları için Yara İyileşmesi Süreci Nasıl Olur?

Gen Sağlık

Gen Sağlık

Yara iyileşmesi, birbiri ile iç içe geçmiş ama bir şekilde sıralı süreçler ile gerçekleşir. Normal, sorunsuz bir yara iyileşmesinde bu sıralı süreçler; (1) pıhtılaşma, (2) yangı (inflamasyon), (3) yapım/onarım ve (4) olgunlaşma basamaklarıdır. Bu süreçler eğer zamanında ve sorunsuz ilerlerse yara kolayca iyileşir. Kısaca bu basamaklar şu şekildedir:

1. Pıhtılaşma

Yara açılır açılmaz dokuda kopan, parçalanan damarlardan kanama başlar. Kan içinde bulunan ve trombosit adı verilen kesecikler parçalanır ve içlerindeki pıhtılaşmayı başlatan sıvılar çevreye yayılır. Pıhtılaşma son derece karmaşık bir olaydır. Bu aşamada birçok faktör birbirini etkiler ve zincirleme bir reaksiyon gerçekleşir. Bu reaksiyonların sonucunda tıpkı sütün kesilmesi ve yoğurt ya da peynir olarak sertleşmesi gibi kan içinde bulunan proteinler de birbiri ile birleşir, birbirine yapışır, sertleşir ve damarlardan kan kaybını önleyecek, pıhtı oluşur. Bu tıkaç hem kan akışını önler, hem yara kenarlarını büzerek birbirine yaklaştırır hem de yarayı iyileştirecek hücrelerin gelip buraya yerleşmesi için bir yatak oluşturur. Trombositler içinde yalnızca pıhtılaşma faktörlerini harekete geçirecek maddeler yoktur. Bunlarda ayrıca yara iyileşmesini başlatacak faktörler de bulunur. Örneğin bunlarda bulunan büyüme faktörleri yara iyileşmesi için görev alacak hücreleri buraya çağırır, bunların bölünmelerini, çoğalmalarını ve çalışmalarını hızlandırır. Pıhtılaşma yara açılır açılmaz başlar ve kısa sürede sonlanır.

2. Yangı/İnflamasyon

Yara nedeniyle dokuda bozulan bütünlük tamir edilmeden önce burada parçalanan dokular, ölen hücreler, dışarıdan buraya ulaşmış yabancı cisimler, mikroplar gibi tüm gereksiz yapıların uzaklaştırılması, ortamın temizlenmesi gereklidir. Bu işler vücut savunma sistemi ve hücreleri tarafından yürütülür. Yara açıldığını haber alan bu hücreler kandan ve çevre dokulardan buraya gelirler. Bu hücrelerin geçişi için damarlar genişler ve geçirgenlikleri artar, böylece doku kızarık ve sıcak bir hal alır. Bu savunma hücreleri gereksiz bu yapıları eritir, parçalar, içlerine alarak sindirir ve ortamdan uzaklaştırır. Burada da hücrelerin birbiri ile haberleştiği, sinyalleştiği ve adeta konuştuğu görülmektedir. Temizleme işleminde görev alan hücreler salgıladıkları kimyasal maddelerle diğer hücreleri çağırır veya uzaklaştırır, bazılarının bölünmelerini hızlandırır bazılarının yavaşlatır, bazılarının çalışmalarını arttırır diğerlerinin yavaşlatır. Bu kimyasal sinyaller arasında büyüme faktörleri önemli bir yer tutar. Süreç herhangi bir nedenle, örneğin mikropların yol açtığı yara infeksiyonu gibi bir komplikasyonla baltalanmadıkça yara oluşur oluşmaz başlayan bu aşama birkaç günde tamamlanır.

3. Yapım/Onarım

Yara ortamı yabancı ve gereksiz yapılardan temizlendikçe yangı giderek zayıflar, artık temizlenmiş bu dokuda yeniden yapım süreci başlar. Bu aşamada iki hücre ön plana çıkar. Bağ dokusunun ana hücresi fibroblastlar adeta bir binanın çelik iskeleti gibi bir iskelet oluştururlar. Bu iskelet kollajen adı verilen proteinlerle yapılır. İskelet tamamlandıkça bu yapıya hücreler yerleşirler. Elbette hücrelerin yaşaması için, beslenmesi için kan damarları gerekmektedir. Bu kan damarları da tıpkı bir ağacın yeni filizler çıkarması ve buradan dallar gelişmesi gibi çevredeki kılcal damarlardan gelişir. Bu damarların endotel hücreleri filizlenir, yeni dallar çıkar ve oluşan doku kılcal kan damarları ile donanır.

Diğer aşamalarda olduğu gibi bu aşamada da hücreler birbiri ile uyum içinde çalışırlar. Birbirleri ile haberleşirler, birbirlerini etkilerler. Bu haberleşme yapım işinin bir düzen içinde gerçekleşmesini sağlar.

Böylece yara yatağı bol kan damarlı, bol hücreli, gevşek, parlak kırmızı bir doku ile dolar. Bu dokuya granülasyon dokusu adı verilir. Bu dokunun üstü artık deri ile kaplanma aşamasına gelir. Deriyi oluşturan keratinosit hücreleri yara kenarlarında çoğalmaya ve granülasyon dokusu üzerinde ilerlemeye başlarlar. Önlerinde bir engel olmadıkça hızla her yönden yarayı kaplamaya başlarlar. Bu aşamaya epitelizasyon adı verilir. Bu deri tabakası altlarındaki bol kan damarlı granülasyon dokusundan beslenir.

Elbette hastaya, altta yatan hastalığa, yaranın oluştuğu bölgeye veya yaranın boyutuna göre değişmekle birlikte normal olarak bu aşamanın 4. günde başladığını ve en geç 4. haftada tamamlandığını kabul edebiliriz.

4. Olgunlaşma

Yara tamamen kaplandığında bile yara iyileşmesi tamamen sonlanmış değildir. Çünkü bu yeni doku henüz tam olarak olgunlaşmamış, kolayca zedelenecek bir dokudur. Granülasyon dokusu içindeki kollajen iskelet daha sağlam bir hale gelmek için değişir, yeniden yapılanır. Granülasyon dokusunu örten deri yapılar bu sefer alttan yukarıya doğru gelişir ve çok katlı bir hale gelir. Aylar süren bu olgunlaşma sürecinin sonunda yara tamamen iyileşmiş olur. Ancak sonuçta bu doku bir onarım dokusudur. Ne orijinal dokunun tam sağlamlığına ulaşır ne de orijinal dokunun eski işlevlerini tam olarak yerine getirebilir.

Elbette yukarıda anlatılan olaylar derinin tamamen hasar gördüğü ve geniş bir dokunun ortadan kalktığı yaralarda tam olarak gözlenir. Yara düzgün bir kesikse ve örneğin dikişle kolayca ağız ağıza getirilmişse çok daha hızlı bir iyileşme oluşur ve burada anlatılanlar bir anda gerçekleşir. Ya da eğer derinin sadece üst katlarını etkileyen bir yaralanma varsa doğrudan deri kapanması gerçekleşir. Bu gibi durumlarda doku hem eski yapısına hem de eski işlevlerine tam olarak kavuşabilir.

Olgunlaşma süreci oldukça yavaştır. Yara kapandıktan sonra tam olarak olgunlaşması aylar, yıllar alır.

Diyabette Ne Olur?

Yukarıda anlatılan, birbiri ile iç içe geçmiş, sıralı ve neredeyse mükemmel biçimde işleyen yara iyileşmesi niçin diyabet (şeker) hastalarında gerçekleşmez? Kısa sürede kapanacak bir yara neden iyileşmez? Bunların sebebi ne yazık ki bir iki tane değildir. Diyabet, yalnızca bir organı, bir dokuyu tutan hastalık değildir. Vücudun neredeyse tüm hücrelerinde, tüm dokularında öyle ya da böyle etkilere yol açar. Bunların sonucunda yara iyileşmesi tamamlanmaz. Diyabetik yara iyileşmesi eğer yukarıda anlatılan sıra ile tanımlamak gerekirse (yangı) inflamasyon aşamasında takılmış olarak kabul edilebilir. Bu aşama bilindiği gibi dokunun temizlenmesi aşamasıdır. Burada görev alan hücreler yabancı dokuları, mikropları, ölü yapıları eriterek,  parçalayarak, sindirerek uzaklaştırırlar. Ancak bu işlemler ne yazık ki yalnızca gereksiz dokulara değil, çevredeki sağlıklı dokulara da zarar verir. Bu nedenle temizliğin biter bitmez sonlanması gerekir. Artmış ve uzamış inflamasyon çevre dokulara, yeni yapılan yara onarım dokusuna da zarar verir. Böylece bir kısır döngü ortaya çıkar. Onarım dokusu oluştukça inflamasyon tarafından ortadan kaldırılır. İnflamasyon şiddetlendikçe şiddetlenir. Bu kez çevre sağlam dokular da zarar görür. Yara iyileşmesi için hücrelerin birbiri ile haberleşmesi, sürecin bir sıraya sokulması mümkün olmaz ve bir karmaşa ortamında süreç uzadıkça uzar.

Neden sağlıklı kişilerde kolayca düzenlenen bu süreçler diyabet hastalarında gerçekleşmez? Her şeyden önce yüksek şeker düzeyinin yol açtığı dokusal değişikliklere değinmek gerekir. Diyabet hastalarında gelişen sinir harabiyeti yani nöropati yara oluşumunu kolaylaştırır.

Yine şeker hastalarının büyük ve küçük damarlarının hastalanması dokuların beslenmesini, oksijenlenmesini bozar. Oysa yukarıda anlatılan yara iyileşmesi süreçlerinin tamamı aktif işlerdir, yani enerji gerektirir. Vücutta enerji ancak yeterli besin ve oksijen varlığında mümkün olur. Damarların görevini yerine getirmemesi, dokulara yeterli kan taşımaması iskemi olarak adlandırılmaktadır. İskemik dokularda enerji gereksinimi karşılanamaz ve bu nedenle diğer faaliyetler gibi yara iyileşmesi de normal olarak gerçekleşemez.

Diyabet, savunma sistemini bozan belli başlı hastalıklara arasındadır. Yara iyileşmesinin önemli bir aşaması savunma sistemine ve bu aşamada görev alan savunma sistemi hücrelerine bağlıdır. Bunların düzgün çalışmaması yara iyileşmesini bozduğu gibi mikroplara direnci de azaltır ve diyabetlilerin yaralarının kolayca infekte olmasına yol açar.

Yara iyileşmesinin her aşamasında hücrelerin birbiri ile haberleştiği, konuştuğu, birbirini etkiledikleri yukarıda anlatılmıştı. Bu haberleşmeler kimyasal sinyallerle gerçekleştirilir. Diyabet hastalarında bu haberleşme sistemi de, bu kimyasallar da çok yönlü olarak önemli ölçüde bozulmuştur. Örneğin, yara iyileşmesinde önemli rol oynayan büyüme faktörleri ya az miktarda salgılanır, ya alıcı hücrelerde bunları okuyacak moleküller azalmıştır, ya da artmış inflamasyon sırasında salgılanan parçalayıcı maddeler bunları ortadan kaldırır. Proteinleri parçalayan bu maddeler o kadar artmıştır ki tüm gerekli proteinleri ve bu arada yeni yapılan dokuları hatta çevre sağlam dokuları da parçalar.

Diyabet, yalnızca bir organı, bir dokuyu tutan hastalık değildir. Yol açtığı zararlar nedeniyle basit bir yara iyileşmesi bile beklendiği gibi sağlanamaz. Üstelik yara iyileşmesini bozan neden tek olmadığı için düzeltmek de o kadar kolay değildir. Öte yandan diyabet hastasında yaranın açılması da daha kolaydır. Yine de bilinçli bir bakım ve korunma ile yara açılması engellenebilir. Bu nedenle diyabet hastalarının yarayı daha başlamadan engellemeleri, korunmaya odaklanmaları en gerçekçi çözüm olarak önümüzde durmaktadır. Yara bakımı konusunda “Yara nedir? Yara Çeşitleri Nelerdir? Yara Nasıl İyileşir?” başlıklıklı yazımız da bu konuda bilgi edinmek isteyenler için faydalı olacaktır.

Copyright © 2017. Bu Sayfa GEN İLAÇ Desteği İle Hazırlanmıştır. Tüm Hakları Saklıdır.