Yara Nedir? Yara Çeşitleri Nelerdir? Yara Nasıl İyileşir?

Gen Sağlık

Gen Sağlık

Yara kısaca doku bütünlüğünün bozulması olarak tarif edilir. Yaralanmaya yol açan birçok faktör bulunur: batıcı, kesici, delici aletler fiziksel yolla yara oluşturur. Aşırı sıcak (yanık, haşlanma) veya aşırı soğuk (donuk) yara çeşitleri oluşmasına neden olabilir. Ultraviyole ışık veya radyasyon yaraya yol açabilir. Asit veya alkali maddeler kimyasal yolla yara oluşturabilir. Vücudun belirli bölgelerin uzun süre basıya maruz kalması, ayakkabı vurması, sıkışma, sürtünme de yara sebebi olabilir.

Vücut yara ile henüz doğumun hemen ardından göbek bağının kesilmesiyle tanışır ve ölene kadar geçen sürede sayısız kez yaraya maruz kalır. Hem yara oluşturabilecek faktörlerin bu kadar çok oluşu hem de sayısız yaralanmaya rağmen vücut bu yaralanmaları başarıyla onarır. Bunun nedeni vücudun yara onarma yeteneği ile donatılmış olmasında yatmaktadır. Yaranın kapatılması ya da yara yerinin onarılması genetik olarak sahip olunan bir özelliktir. Birçok hücre bu amaca yönelik olarak çalışma kapasitesine sahiptir.

Vücudun herhangi bir yerinde yara çeşitleri ortaya çıkar çıkmaz “pıhtılaşma” süreci de devreye girer. Pıhtı hem yara yerinden kan kaybını önler hem de yara iyileşmesini başlatır. Pıhtılaşmayı başlatan hücrecikler yara yerine ortamı temizleyecek ve dokuyu tamir edecek hücreleri çağırırlar. Bu hücreler birbirleri ile adeta konuşarak belli bir sıra içinde harekete geçerler. Yara yeri yabancı cisimlerden, mikroplardan, ölü dokulardan arındırılır, yara boşluğu yeni kılcal damarlar ve bağ dokusu hücreleri ile doldurulur. Oluşan tamir dokusunun üstü yeni deri ile örtülür. Yara tam olarak kapandıktan sonra bile tamir dokusu günlerce, aylarca içten içe olgunlaşır, kuvvetlenir.

Dıştan incelendiğinde basit gibi görülen yara iyileşmesi aslında son derece karmaşık bir süreçtir. Bir yara iyileşirken çok çeşitli hücreler, çok çeşitli kimyasal maddeler, büyüme faktörleri belli bir sıra ve düzen içinde görev alırlar.

Akut Yaralar

Yaraların bir kısmı beklenen süre içinde sorunsuz olarak iyileşir. Bu tip yara çeşitleri akut yaralar veya sorunsuz yaralar olarak isimlendirilirler. İyileşme zamanı yine de yaradan yaraya değişir. Büyük ve derin yaralar küçük ve yüzeysellerden daha uzun sürede iyileşirler. Çocukluk veya gençlik döneminde yaralarının daha kısa sürede iyileştiğini herkes fark edebilir. Geniş bir kesik, uzun sürede iyileşeceğinden cerrahi olarak dikiş atılması süreyi kısaltır. Buna göre sorunsuz bir yara birkaç gün ile birkaç hafta arasında değişen sürede iyileşebilir.

Akut yara çeşitleri kendiliğinden, beklenen sürede iyileşeceğine göre yapılması gereken iyileşme için uygun şartları sağlamak ve iyileşmeyi geciktirecek durumlardan kaçınmaktır. Örneğin yara yerinin mikroplarla infekte olması iyileşmeyi bozacağına göre yara yerinin temiz tutulması önemlidir. Yine yaranın kuruması iyileşmeyi geciktireceğine göre yara yerinin nemli bir ortam sağlayacak pansuman ile kapatılması iyileşmeyi kısaltacaktır.

Kronik Yaralar

Bir kısım yara ise geç iyileşir, güç iyileşir veya hiç iyileşmez. Bu tip sorunlu yaralar kronik yara olarak adlandırılmaktadır. Eğer bir yara 4-6 hafta sonunda tam olarak iyileşmemişse veya 4 haftada hiçbir iyileşme belirtisi göstermiyorsa kronik yara ile karşı karşıya olunduğu anlaşılır. Yara iyileşmesinin basit gibi göründüğü, aslında son derece karmaşık bir iş olduğu bilindiğine göre bu işlem sırasında herhangi bir bozukluk, aksaklık, yetersizlik, yara iyileşmesini de bozacaktır.

Yaranın kronikleşmesinin nedeni hastanın genel durumuna ait özellikler olabilir. Örneğin;

• Hastanın diyabet (şeker) gibi bir hastalığı varsa,
• Hastada damar tıkanıklığı varsa,
• Hastada beslenme bozukluğu varsa,
• Hasta aşırı yaşlıysa,
• Hastanın genel durumunu bozan kalp hastalığı, solunum sistemi hastalığı, böbrek hastalığı, karaciğer hastalığı, kanser, romatolojik hastalıklar, bağışıklık sistemi hastalıkları vs varsa, yara geç iyileşecektir.

Öte yandan yaranın kronikleşmesi yara bölgesine ait nedenlere de bağlı olabilir. Örneğin;

• Yara yerinde yabancı cisim bulunuyorsa. Bu cisimlerin bir kısmı tedavi amacıyla konulmuş tıbbi cisimler de olabilir.
• Yara yerinde ölü dokular bulunuyorsa,
• Yara yeri mikroplarla infekte olmuşsa,
• Yara yerine bası ortadan kalkmıyorsa,
• Yara altında kemik çıkıntı gibi içten basıya neden olan oluşumlar varsa,
• Yara aşırı kuruysa veya tam tersi aşırı akıntı varsa,
• Yara çok geniş veya çok derin ise,
• Yara tabanında açık kemik, kıkırdak, tendon gibi üstlerinin kapanması zor dokular varsa yara geç iyileşecektir.

Kronik yaralar çok çeşitlidir, ancak bunlardan bazıları milyonlarca hastayı ilgilendirdiğinden özel isimlerle tanınırlar. Kısaca tanımlanacak olursa sık rastlanan kronik yara çeşitleri şunlardır:

Kronik Yara Çeşitleri

Diyabetik ayak

Diyabet (şeker) hastalarının ayaklarında ortaya çıkan yaralardır. Diyabetin yol açtığı sinir harabiyetine bağlı olarak ayak ve parmaklarda şekil bozuklukları ortaya çıkar. Böylece ayakta uygun olmayan bölgelere basınç gelir.

Diğer taraftan sinir bozulması ayak hissini de ortadan kaldırdığından basıya bağlı olarak yaralar ortaya çıkar. Diyabet, ayak damarlarında tıkanmaya da yol açabilir. Bu durumda gelişen yaralar daha çok parmaklarda ve uç kısımlarda kangrenleşen yaralardır.

Bası yarası

Çeşitli nedenlerle uzun süre yatağa, iskemleye bağlı olarak yaşayan hastalarda belirli bölgelere gelen bası bu bölgelerde giderek derinleşen hatta kemiğe kadar ulaşan yaralara yol açar. Oturulduğunda veya yatıldığında kemik çıkıntıların olduğu bölgelerde ortaya çıkar. Bunlar tedaviye çok direnç gösteren yara çeşitleri olarak bilinir.

Venöz ülser

Varis ülseri de denilen bu yaralar daha çok ayak bileğinin üstünde ve iç yüzde görülürler. Ayak toplardamarlarının (ven) türlü nedenlerle tam olarak çalışmaması durumunda bu bölgelerde giderek genişleyen yaralar açılır. Bol akıntılı bu yaralar kısa sürede infekte olur. Yaralar uzun süre açık kalırlar, giderek genişleyip bazen ayak bileğinin tamamını sararlar, kötü koku hastaya rahatsızlık verir.  

Arteriyel yetmezlik yaraları

Arteriyel yani atardamarlar tıkanmasına bağlı yaralar daha çok bacakta görülürler. Atardamar tıkanmalarının nedeni çok çeşitlidir. Bacak atardamarları kritik düzeyde tıkalı bir kişide bir nedenle yara açılırsa bu yara iyileşmeyecek, hatta ilerleyecek demektir. Tedaviye oldukça dirençli yaralardır. Yara yatağı yeterli kan ile beslenmediği için çok zor iyileşirler. Bazen yara ilerler ve gangrenle sonuçlanabilir.

Daha Az Rastlanan Kronik Yara Çeşitleri

• Daha önce radyoterapi görmüş bir alanda kronik yara çeşitleri gelişebilir, bu tip yaralara radyonekroz denir. Tedaviye oldukça dirençli yaralardır.
• Yine daha önce yanmış bölgelerde de yara gelişirse bunlar kronikleşebilir. Güç iyileşirler ve bölgede kanserleşme riski de göz önünde tutulmalıdır.
• Her boy damarı ilgilendiren bazı inflamatuar hastalıklar bulunur, bunlara vaskülit adı verilir. Vasküliti bulunan kişilerde de açılan yaralar kronikleşebilir.
• Bazen geçirilen bir cerrahi girişim sonrası kronik yara ortaya çıkabilir. Bu durumda ya cerrahi işlem yapılan dokuya, ya da yapılan girişim tekniğine bağlı bir sorun bulunur.

Yara Nasıl İyileşir?

Yukarıda da değinildiği gibi yara aslında kendiliğinden iyileşir. Yara iyileşmesi kapasitesi vücudun kendinde vardır. Tıpkı doğmak, büyümek, beslenmek, kalbin atması, konuşmak, görmek yetenekleri gibi yara iyileşmesi de vücudun özünde bulunur. Bunun için özelleşmiş hücreler, mekanizmalar, genetik hafıza vücudun kendisinde bulunur. Bu sayede yaşam boyunca maruz kalınan birçok yara sorunsuzca iyileşir.

Öte yandan yine yukarıda değinilen hastaya ve yara yerine ait birçok olumsuz özellik nedeniyle bazı yaralar iyileşememektedir. Bu kronik yaralar o kadar çok çeşitlidir ve altta yatan hastalık ve sebepler o kadar farklıdır ki tüm yaraları iyileştirecek tek bir yöntem bulunmamaktadır. Bu nedenle tıbbın birçok branşı yara iyileşmesiyle uğraşmaktadır. Yine bu kadar çok çeşitli yara tedavi yönteminin bulunması da kronik yaranın karmaşık yönü nedeniyledir. Bu nedenle her çeşit kronik yarayı tek bir uzman hekim tedavi edemeyeceği gibi tek bir tedavi yöntemiyle de tedavi edilemez. Kronik yaranın çeşidine, altta yatan hastalığa, hastanın genel durumuna, yaranın özelliğine göre değişik uzmanlıklara sahip hekimler, bu alanda uzmanlaşmış hemşireler, podiyatrist ve podologlar, fizyoterapistler tedavide değişen roller üstlenirler. Kronik yara tedavisinde kullanılan cerrahi ve tıbbi tedaviler de hastaya ve hastalığa göre ve hatta aynı hastada yaranın değişik dönemlerine göre seçilerek kullanılır.

Kronik yara tedavisinde genel prensipler şu şekilde belirlenir:

 • Yara açılmasını önlemek yarayı tedavi etmekten daha kolay ve ucuzdur. Hastanın hastalığı ve dokuların durumu ne olursa olsun yara kendiliğinden açılmaz. Mutlaka bir travma yarayı başlatır. Bu nedenle kronik yara gelişmesi beklenen bir hastada, örneğin bir diyabet hastasında veya yatağa bağımlı bir hastada mutlaka koruyucu önlemler alınarak yara gelişmesi önlenmelidir. Bu konuda en büyük rol hastaya ve hastanın yakınlarına düşmektedir.
 • Kronik yara tedavisinde öncelikle yaraya değil, hastaya ve altta yatan hastalığa odaklanılmalıdır. Atardamarları tıkalı olan bir hastanın damarları açılmadıkça yarası kapanmayacaktır. Şekeri kontrol altında olmayan bir diyabet hastasının yarasını kapatmaya uğraşmak nafile bir çabadır. Bası ortadan kaldırılmadıkça hangi ilaç, tedavi veya yöntem kullanılsın bası yarası iyileşmeyecektir. Venöz ülseri kapatmanın ilk şartı bacakta venöz (toplardamar) basıncını ortadan kaldırmaktır gibi. Hastaya ve altta yatan hastalığa ait tedaviler yapıldıktan sonra yaraya odaklanılabilir.
 • Her yaraya ait şartlar değişik olmakla birlikte yara tedavisinde de genel prensipler bulunmaktadır. Öncelikle yara yerinde ölü, kirli, yabancı, kötü dokular tamamen uzaklaştırılmalıdır. Bu işleme debridman denir. Debridman cerrahi yolla yapılabildiği gibi, çeşitli jeller, ilaçlar, hatta kurtçuklar kullanılarak da yapılabilir.

Yara yalnızca ölü dokulardan değil, mikroplardan da temizlenmelidir. Yara yerinde infeksiyon sürdükçe yara iyileşmeyecektir. Bu amaçla çeşitli yara solüsyonları, antiseptik ve antimikrobiyal özellikli maddeler, ilaçlar, antibiyotikler kullanılır.

Yara iyileşmesi için nem dengesi önemlidir. Yara ne kuru, ne de fazla ıslak olmamalıdır. Bu amaçla kullanılan tedavi ve pansuman malzemeleri yarayı kurutmayan ama aşısı salgıları ortadan kaldıran malzemeler olmalıdır.

Bu genel prensipler yanında her kronik yara çeşitleri için özelleşmiş tedavi yaklaşımları ve yöntemleri bulunmaktadır. Bunlarla ilgili bilgilere web sitemizin ilgili sayfalarında ulaşabilirsiniz.

Copyright © 2017. Bu Sayfa GEN İLAÇ Desteği İle Hazırlanmıştır. Tüm Hakları Saklıdır.